Aklınızda bir yazılım fikri var. Onu hayata geçirmek istiyorsunuz. İyi haber: bir fikri ürüne çevirmek hiç bugünkü kadar kolay olmamıştı. Daha az iyi haber: tam da bu kolaylık yüzünden, ilk adımları doğru atmak her zamankinden önemli.
Bu yazıda "fikrim var, nasıl başlarım?" sorusuna yıllar içinde verdiğim cevapları topluyorum.
Fikir mi, problem mi?
Çoğu zaman "fikir" diye anlatılan şey aslında bir çözüm önerisi. Bu önerinin altında gerçekten birinin yaşadığı bir problem var mı? Çözmek istediğiniz problemi kendi cümlelerinizle tek paragrafta anlatabiliyor musunuz? Anlatamıyorsanız, geliştirmeye başlamadan önce birkaç gününüzü buna ayırmaya değer.
İyi bir problem ifadesi şöyle görünür:
"İstanbul'da bağımsız çalışan diş hekimleri, randevu yönetimi için ya WhatsApp kullanıyor ya da kurumsal yazılımların pahalı paketlerini alıyor. İkisi de tek başına çalışan biri için doğru aracı sunmuyor."
Kötüsü ise şöyle:
"Diş hekimleri için bir uygulama yapacağım."
İlki bir problem ifadesi, ikincisi sadece bir fikir. Yazılıma başlamak için size problem ifadesi lazım — fikir değil.
"Bunu ürünleştirsek satar" tuzağı
Yıllar içinde gördüğüm bir şey var: ürünleştirmek, sürecin en kolay kısmı. Asıl zor olan, sattığınız ürünün gerçekten birinin para ödeyeceği bir problemi çözüp çözmediğini bilmek.
Bu yüzden geliştirmeye başlamadan önce iki soruya yanıt aramak gerekiyor:
- Bu sorunu kim yaşıyor? Hedef müşteriniz tanımlı mı? Sayıyla anlatabiliyor musunuz?
- Pazar ne kadar büyük? Türkiye'de bu sorunu yaşayan kaç kişi ya da kaç şirket var? Kaçı paralı bir çözüme açık?
Bu sorulara cevap vermeden geliştirilen ürünler çoğunlukla raflarda kalıyor. Cevap verebilen ürünler ise, kötü tasarlanmış olsa bile, müşteriye ulaştığında kendine yer açıyor.
B2B mi, B2C mi?
Fikriniz bireysel kullanıcıya mı, bir işletmeye mi hizmet edecek? Bu, sonraki tüm kararları etkileyen büyük bir fark.
- B2B ürünlerde müşteri sayısı az, ortalama gelir yüksek. Pazarlama az, satış konuşması çok.
- B2C ürünlerde tam tersi: çok müşteri, küçük ortalama gelir, yoğun pazarlama.
İki yapı için lazım olan ekip, sermaye ve pazarlama stratejisi tamamen farklı. B2B/B2C seçimini erkenden netleştirmek hangi takımı kuracağınızı ve ne kadar para harcayacağınızı belirler.
İlk versiyon ne kadar büyük olmalı?
Sadece gerekli olan kadar küçük.
İlk versiyonun amacı her sorunu çözmek değil; tek bir varsayımı test etmek. Hangi varsayım?
"Bu kişi, bu sorunu, bu çözümle, para vererek çözmek isteyecek mi?"
Bu varsayımı test etmek için gereken çekirdek özelliği belirledikten sonra, geri kalan her şeyi sonraya bırakabilirsiniz. Login sistemi, admin paneli, bildirimler, mobil sürüm — bunlar ihtiyaç çıktıkça eklenir. İlk gün gerek yok.
Yazılımı kim yapacak?
Üç seçenek var:
-
Kendiniz yaparsınız. Yazılımcı bir kurucuysanız ve fikriniz teknik olarak çok karmaşık değilse en hızlı yol bu. Müşteriyle aranızda kimseyi koymamak büyük avantaj.
-
Teknik bir kurucu ortak bulursunuz. En sürdürülebilir model. Ürünü uzun vadede sahiplenecek birine ihtiyacınız oluyor. İyi bir teknik kurucu bulmak çoğu zaman ürünleştirmekten daha zor.
-
Bir yazılım geliştiriciyle çalışırsınız. Ben de tam olarak bu modeli sunuyorum. Varsayımınızı test etmek için gereken çekirdek ürünü sizinle birlikte yayına çıkarıyoruz. Sonrası için ya ekibinize devrediyoruz, ya da bakım anlaşmasıyla devam ediyoruz.
Pratik bir başlangıç
Bir haftanız olsa şunları yapardım:
- 1-2. gün: Probleminizi yaşayan 5 kişiyle konuşun. Çözüm önerinizi değil, problemi sorun.
- 3. gün: Konuşmalardan çıkan ortak temalardan tek cümlelik bir problem ifadesi çıkarın.
- 4-5. gün: O problemi çözen en küçük ürünü (tek bir özellik bile olabilir) hayal edin ve kağıda çizin. Henüz kod yazmayın.
- 6-7. gün: Aynı 5 kişiye çizdiğinizi gösterin. "Bunun için para verir miydiniz?" sorusunu cevaplattırın.
Yedi günün sonunda, geliştirmeye değer bir fikriniz olduğunu mu, yoksa biraz daha düşünmeniz gerektiğini mi anlamış olacaksınız. İkincisi çıktıysa harika — yedi günü kaybettiniz, dört ay değil.
Sonra ne olur?
Varsayım netleştiğinde, geliştirme süreci çoğunlukla 4–12 hafta arasında bir MVP'ye ulaşıyor. MVP geliştirme süreciyle ilgili ayrı bir yazı yazdım, oradan devam edebilirsiniz.
Aklınızdaki fikri konuşmak isterseniz, iletişim sayfasından yazın. Her fikre bakmıyorum — ama yarım saatlik bir konuşma çoğunlukla bir yön çizmek için yeterli oluyor.